Posttravmatik (Travma Sonrası) Stres Bozukluğu

vietnam_travma
Posttravmatik Stres Bozukluğu (Travma Sonrası Stres Bozukluğu)
Posttravmatik (Travma Sonrası) Stres Bozukluğu doğal felaketler, ciddi kazalar, terörist olaylar, savaş, işkence ya da tecavüz gibi vahşi saldırılara maruz kalan ya da tanıklık eden insanlarda oluşabilen psikiyatrik bir bozukluktur. Posttravmatik Stres Bozukluğu’ndan muzdarip olan kişiler sık sık bu kötü deneyimi flashback ya da kabuslar olarak yeniden yaşamakta, uyumakta zorluk çekmekte ve kendilerini kopuk, uzak ve yabancılaşmış hissetmektedirler.
Posttravmatik Stres Bozukluğu semptomları çok özel ve belirli olmasına rağmen sıklıkla yanlış anlaşılıp yanlış teşhis konulmaktadır. Bir zamanlar en sık, ağır çatışmalara katılmış savaş gazilerinin sahip olduğu bir bozukluk olduğu düşünülmüş olsa da araştırmacılar artık bilmektedirler ki Posttravmatik Stres Bozukluğu kadınlarda daha fazla olmak üzere her iki cinste de görülebilmektedir. Bazı Posttravmatik Stres Bozukluğu vakalarında semptomlar zamanla kaybolabilirken diğerlerinde yıllarca kalabilir.
Posttravmatik Stres Bozukluğu sık olarak örneğin depresyon, madde bağımlılığı, hafıza sorunları ve başka zihinsel ve fiziksel sağlık sorunları gibi diğer ilişkili bozukluklarla birlikte oluşabilir ya da onların oluşumuna katkıda bulunabilir. Travma yaşayan herkes tedaviye ihtiyaç duymayabilir, bazıları ailelerinin, dostlarının veya dini görevlilerin yardımları ile iyileşebilirler. Ancak bir çoğunun, çok ezici bir travmatik olayı yaşamaktan, tanıklık etmekten ya da katılmaktan kaynaklanan psikolojik hasardan ve yıkımdan iyileşebilmek için profesyonel tedaviye ihtiyacı vardır.
Posttravmatik Stres Bozukluğu genellikle travmadan sonra üç ay içinde ortaya çıkmakla birlikte ancak bazen daha da geç görülebilir. Posttravmatik Stres Bozukluğu semptomları üç sınıfta değerlendirilir:
İntrüzyon
Posttravmatik Stres Bozukluğu olan kişilerde yaşanmış travmanın anıları hiç beklenmedik anlarda yeniden canlanır, “flashback” denilen ataklar nöbetler halinde istemeden davetsiz bir şekilde günlük hayatlarına karışırlar. Bu nöbetler acı veren duyguların eşlik ettiği canlı ve güçlü anılar aniden kişinin dikkatini ele geçirdiğinde ortaya çıkarlar. “Flashback”ler o kadar güçlü olabilir ki kişi o travmatik deneyimi gerçekten yeniden yaşadığını veya kabuslar halinde ve gözlerinin önünde yeniden canlandığını hisseder.
Kaçınma
Kaçınma semptomları kişinin başkaları ile ilişkilerini etkiler: aile bireyleri ile, iş arkadaşları ile ve dostları ile yakın duygusal bağlar kurmaktan kaçınırlar. Başlangıçta kendilerini duygusuz, donuk hissederler, duygularında azalma olur, ve yalnızca rutin mekanik eylemlerini gerçekleştirirler. Daha sonra travmatik olayın anılarını tekrar tekrar yaşadığında kişi, ”flashback”in sebep olduğu duygu seli ile hiç duygu hissedememe ya da gösterememe arasında gidiş gelişler yaşar. Posttravmatik Stres Bozukluğu olan bir kişi asıl travmatik olayı hatırlatan her durum ve etkinlikten kaçınır, uzak durur.
Posttravmatik Stres Bozukluğu olan kişilerdeki travmatik olaydan kaynaklanan üzüntü, kızgınlık ve korkunun üstesinden gelebilme ve içinden çıkabilme yetisinin eksikliği, travmanın o kişinin davranışlarını farkında ve bilincinde olmadan etkilemeye devam edebileceği anlamına gelmektedir. Bu acı veren duygularından kurtulamamanın sonucunda depresyon sıklıkla görülmektedir. Bazı hastalar da diğerleri -özellikle arkadaşları ya da aileleri- bir felaketten kurtulamayıp kendileri kurtuldukları için suçluluk duyarlar.
Aşırı Uyarılma
Posttravmatik Stres Bozukluğu, insanların hastalıklarına sebep olan travma tarafından sürekli tehdit altındaymışlar gibi davranmalarına yolaçar. Nedensiz yere bile olsa aniden aşırı alıngan, aşırı hassas ve patlamaya hazır hale gelebilirler. Günlük bilgileri hatırlamada ve odaklanmada sorunlar yaşayabilirler ve korkunç kabuslar nedeniyle uykusuzluk (insomnia) çekebilirler. Tehlikenin yakında olduğu sabit fikri ve hissi abartılı irkilme, ürkme ve korku tepkilerine sebep olur.
Sonuç olarak Posttravmatik Stres Bozukluğu olan bir çok kişi, kendi kendilerini “tedavi”etmek ve geçici olarak da olsa travmayı ve acısını hafifletmeye yardımcı olması için alkol veya diğer uyuşturucuları istismar ederek de acı veren flashback’lerden, yalnızlıktan ve anksiyeteden kendi kendilerine kurtulmaya çalışırlar. Posttravmatik Stres Bozukluğu olan bir hastanın dürtüleri üzerindeki kontrolü zayıflayabilir ve intihar etme riski artabilir.
          aile_ici_siddet_2
Tedavi
Günümüzde artık Psikiyatri uzmanları Posttravmatik Stres Bozukluğunun gerçek ve acı veren etkilerini tedavi etmede çok başarılı olmaktadırlar. Travmalarının ve acılarının üstesinden gelebilmeleri için Posttravmatik Stres Bozukluğu olan kişilere yardımcı olmak amacıyla bir çok çeşitli metotlar kullanmaktadırlar.
Bilişsel Davranışçı Terapi, sorun yaratan zihinsel süreçleri inceleyerek, sorgulayarak ve meydan okuyarak ve Posttravmatik Stres Bozukluğu olan hastalara rahatlama tekniklerini öğreterek davranış ve düşüncelerin acı veren ve istenmeyen şekillerini düzeltmeye odaklanmaktadır.
Exposure(Maruz Bırakma) Terapisi, travma esnasında ortaya çıkan yoğun ve baskın korkuyla ve stresle yüzleşmeleri ve kontrolü ele geçirmeleri amacıyla hastalara yardım etmek için travmanın özenli, dikkatli ve detaylı bir şekilde hayali canlandırılmasını veya yine kontrollü bir ortamda semptom “tetikleyicileri” ile aşamalı bir şekilde yüzleşmeyi kullanmaktadır. Bazı vakalarda travmaya ait anıların tümü ile toptan bir yüzleşme yapılabilir. Diğerleri içinse en ağır travmaya aşama aşama ulaşmak ya da her seferinde travmanın bir bölümünü ele almak tercih edilir(desensitizasyon-duyarsızlaştırma terapisi).
Psikodinamik Psikoterapi, hastanın kendi kişisel değer yargılarını ve travma esnasında yaşadıkları ve davranışlarının onu nasıl etkilediğini gözden geçirmesine yardımcı olmaya odaklanır.
Aile Terapisi de tavsiye edilebilir çünkü eşin ve çocukların davranışları Posttravmatik Stres Bozukluğu olan kişiden kaynaklı değişim gösterebilir ve hastayı etkileyebilir.
Tartışma Grupları ya da Grup Terapisi benzer travmatik olaylara maruz kalanların tecrübelerini ve göstermiş oldukları tepkilerini diğerleri ile paylaşmaya teşvik eder ve cesaretlendirir. Grup üyeleri, bir çok insanın onların yerinde olsalar aynı şeyleri yapacağını ve aynı duyguları hissedeceğini anlamaları ve farkına varmaları için birbirlerine yardım ederler.
İlaç tedavisi, Posttravmatik Stres Bozukluğunun semptomlarının kontrolünde yardımcı olur. İlaç tedavisinin sağladığı semptom iyileşmesi, durumu aksi takdirde katılıma engel olabilecek bir çok hastanın psikoterapiye daha etkili bir şekilde katılımını sağlamaktadır. Özellikle antidepresan ilaçlar, tek başlarına veya psikoterapi ile birlikte Posttravmatik Stres Bozukluğunun ana semptomlarının tedavisinde faydalı olabilmektedir.
Anahtar kelime: posttravmatik stres bozukluğu, post travmatik, travma sonrası stres, posttravmatik stres, travma sonrası stres bozukluğu,